Röportaj: Fatma YÜKSEK
DJ’liğe nasıl başladın?
Öncelikle bu keyifli röportaj için teşekkür ederim. Benim maceram 2017 yılında hayal edebileceğimin ötesinde başladı diyebilirim. Biraz garip bir hikâye çünkü ilk çaldığım event tin ertesi haftasına kendimi Koln/ Panama Open Air festivalde hayranı olduğum artistlerle ayni sahnede buldum. Şimdi durup geçmişe donduğum zaman, hayatımda büyük cesaret gösterdiğim anlardan biriydi sanırım çünkü toplasam hayatımda 5 saat çalmamış biri olarak birçok çelişkiyle gittim haliyle. Ne yeterli donanıma sahiptim nede bu isi profesyonel olarak yapma düşüncem vardı ama hayatin önüme çıkardığı iyi/ kotu her deneyimi kucaklama felsefesine sahip bir insan olarak en kotu ne olabilir ki diyerek çıktım sahneye, bu kadar rahat anlatıyorum tabi de yasadığım korku ile karışık heyecan anlatılmazdı. Sonrasında oradaki deneyimli isimlerden ve seyirciden aldığım güzel yorumlarla neden olmasın diye başladı her şey ve 3 yıl arka arkaya ayni festivalde git gide daha büyük sahnelerde yer aldım bunun yanında Oliver koletzki nin sahibi olduğu Still vor talent in kendi showcase inde 3 kez sahne aldım.
Sanırım Dj’likten çok prodüksiyon ve vokal daha çok heyecanlandırıyor beni ve çalışmalarım o yönde daha ağırlıklı bir şekilde devam ediyor.
Kendine bir rol model aradın mı bu işe başlarken?
Kendime rol model aramadım çünkü her insanın kendine özgü benzersiz özelliklerinin olduğuna ve bu özelliklerin doğal yansımasının insanları güzelleştiren en önemli faktör olduğu düşüncesindeyim. Kimseden etkilenmeden kendi içsel yolculuğumla ayni orantıda şekillendi Greylight projesi. Tabii hayranı olduğum çok sevdiğim ve sürekli takip ettiğim kendi alanlarında çok güzel isler yapan isimler var ki bunların başında Trikk, Ame, Murat Uncuoğlu, Alican, Jan blomquist, Monolink, Tunnelvisions, whomadewho geliyor.
Seni motive eden şeyler neler peki bu ortamda? Nasıl canlı tutuyorsun hevesini?
Bu alanda beni motive eden en büyük etken sanırım kendi gelişim sürecim. En başlarda gereken donanıma sahip olmamakla birlikte sanırım neyi bilmediğim bile bilmediğim dönemlerim oldu özellikle prodüksiyon alanında. Tabii ki bir sure sonra her gecen gün bir gün öncesinden daha ilerlemiş olmanın vermiş olduğu hazzı sevmeye başladım tabi...

Hevesi canlı tutabilmek sanırım biraz kişisel bir konu bir şeyi keyifle yapabiliyorsanız bir sure sonra kendiliğinden heves olmaktan çıkıyor. Beni en çok zorlayan mükemmeliyetçi ama ayni zaman da duygusal bir insan olmam oldu. Öğrenme ve gelişim surecinde ki bu halen devam ediyor, kendime çok baskı yaptığım zamanlar oldu çünkü prodüksiyon ciddi anlamda eğitimsiz iseniz eğer çok özveri ve çalışma gerektiren, sonu olmayan bir süreç. Çünkü gelişimin de yeniliklerin de sonu yok ve bazı şeyler kendi basınıza öğrenebileceğiniz şeylerde olmuyor dolayısıyla tıkanabiliyor bireyler. Şanslıyım ki bitmek bilmeyen bir öğrenme açlığım ve çok değerli, kendi alanlarında çok başarılı birçok isim le stüdyoda vakit geçirme gibi bir lüksüm oldu. Sizin aracılığınızla da Emre Yazgın, Süleyman Todds, Murat Uncuoğlu, Alican, Erda ve Salih e çok teşekkür ederim.
Kıbrıs gece hayatıyla ilgili genel bir değerlendirme yapsan ne dersin?
Kıbrıs gece hayati her gecen gün biraz daha ileriye gidiyor. İçerisinde bulunduğumuz covid-19 surecinde güzel oluşumlara şahit olmak beni mutlu etti açıkçası çünkü ilerlemek gelişmek birlik bilinciyle sağlanır ve inşallah ilerleyen zamanlarda daha güzel gelişmelere önderlik edeceğine inancım var.
DJ’liğin bir yaş limiti var mı sence?
Dj’lik için herhangi bir yas siniri olduğunu düşünmüyorum zaten o limiti kendinize koyarsanız hayatin hiçbir alanında basari elde etmeniz pek mümkün değil.