ERKEK NİYE ALDATIR? KADIN NEDEN ALDATILMAYA GÖZYUMAR?
banner183
Mobil   Metropolitan Gazetesi, Güncel Zengin İçeriği İle Dünyadan En İlginç Haberleri Okuyucuları İle Buluşturuyor.   Mail. [email protected]
 Değerli okurlarım! Öncelikle bizi bu köşede buluşturan Metropolitan ailesine çok teşekkür ederim. Bu yazımdan itibaren haftada birkaç kez sizlerle buluşmayı ve şeker tadında sohbet etmeyi umuyorum. Tabi şimdi diyebilirsiniz “Aldatmak” veya “Aldatılmak” ne kadar şeker tadında olabilir? Bence olur. Neden mi? Çünkü herkesin aşina olduğu bir durumu masaya yatırmak ve kimseyi inceltmeden fikir sunmak konuyu acı biber olmaktan çıkarıp ve şeker kamışına dönüştürebilir.
    
Son zamanlarda tanık olduğumuz veya kulağımıza gelen boşanmalara baktığımız zaman neredeyse yüzde doksanının derininde bir aldatma hikâyesi vardır. Sığ tarafından bakıldığında başka sebepler sunulmaya da derinlere açıldığımızda karşımıza bu sebebin çıkması pek de sürpriz olmaz hiçbirimize. Hatta kulağımıza yarım yamalak gelse bile bir sosyolog edasıyla “Hımm kesin başka birini buldu!” diye kendi aramızda konuyu netleştirdiğimiz de çok olmuştur.
    
Aldatılmış olmak için ille de evli olmaya gerek yoktur. Bugün kurulan pek çok birlikteliğin sonlanmasına da sebep olarak çoğu zaman bu illet çıkar karşımıza.
    
Peki, bu covit 19 kadar bulaşıcı ve toplum sağlığıyla birlikte ruh sağlığımızı da sarsan ve hemen hemen hepimizin hayatında en az bir kere tattığı bu oldukça can acıtan durumun alt yapısında yatanlara hiç baktık mı? İsterseniz hep birlikte bir göz atalım diyeceğim de, tabi ben yazarak siz de okuyarak gerçekleştireceğiz bu sohbeti. Buyurun o zaman bir bakalım aldatma pandemisine.
    
Toplum yapısının ve aile terbiyesinin yanı sıra büyürken bize sunulan tüm materyaller de bu oluşuma katkı koyar bence. Çocukluğumuzdan başlar temeli. Örneklendirecek olursak; eğer ataerkil bir toplumda yaşıyorsak zaten otomatikman erkek çocuklarına sağlanan üstünlük duygusu mahremleştirilmiş cinsellik ileride hayatına bir kadın katmış erkeğin kadın üstünde hâkimiyet kurmaya çalışmasına neden olur. Sürekli yasaklanmış ve örtülmüş cinsellik baskıları yüzünden başka bir kadına şevhet duygusu geliştirilmesi cabası. Önümüzdeki hikâyelere baktığımız zaman da daha çok erkeğin aldattığını görürüz. “Ağaç yaş iken eğilir.” Atasözü bir eğitimci olarak en kanıksadığım cümlelerden biridir. Eğitimde hal böyle iken de bugünün erkeğinin çocukluğuna inmek gerekir. Eh bizde inelim o zaman. Erkek çocuğu daha doğarken “Oğlum oluyor” diye adakların adandığı bir cinsiyettir. Daha “Agu” dediği yaşlarda ona daha özel davranılır. Adeta sokaklar emrindedir. Biraz daha büyüdüğünde sıra sünnet düğününe gelir. Müslümanların temizlik adına farz kıldığı bu eylem törenleştirilir. Eh tabi pipisi kesilirken bile bir ordu insanın kendisine takı takmasını yemeler içmeler düzenlenmesini, müzikleri, halay çekmeleri doğal olarak cinsel organının dünyalara hükmedeceğine inandırılması normaldir.
   
Öte taraftan kızların durumuna bakacak olursak şöyle bir tablo çıkar karşımıza. Ona evde iş yaptırılır. Bulaşık, ütü, çamaşır derken dünyaya geliş sebebinin bu olduğunu kanıksar. Erkek çocukları kadar sokaklarda dolaşamaz, küfür edemez, hatta kavgaya karışamaz. Annesinin ona anlattığı masallarda bile “Sokağa çıkarsan zarar görürsün.” Felsefesi vardır. “Kırmızı Başlıklı Kız” da nenesine yiyecek götüren kızı kurt yer. Biraz daha büyüyünce ve okumayı söktüğünde gerek evinde gerek okulda önüne koyulan masallara bakalım “Sinderella”. Diğer adıyla “Külkedisi” ne var bu masalda üvey ablalarından zül gören gariban kız kabağın arabaya dönüşmesiyle baloya gider. Tabi pres ona aşık olur ve onu arayıp bulur. Yani o hayattan kurtulması ve prenses olması bir prens sayesinde olur. “Yüz Yıl Uyuyan Prenses” uykusundan yine onu öpen bir prens sayesinde uyanır. Kurbağa bile olsa yine de onu uyandıran bir prenstir. “Rapunzel’e ne demeli? Kapatıldığı zindan kuleden yine bir prens sayesinde kurtulur. Daha bir çok masal böyle uzar gider. Biraz daha büyür regl olur. Adettendir annesinin yanağına bir tokat atması. Daha kadınlığa ilk adımında cinselliğinden korkar. Öyküler gelir önüne. Çoğunda eziyet çeken bir kızın bir erkek tarafından kurtarılarak mutlu bir yuvası olması kavramı yine bir erkeğe dayandırılır. Böyle öğrenir kızlar aşkı…
   
Hal böyleyken, biz de çocuklarımızı bu terbiye çemberine almışken, oğlumuzun eşini aldatmasına, kızımızın da aldatıldığı halde kendisinin kurtarıcısı olduğunu zannettiği eşinden ayrılamamasına nasıl engel olabiliriz ki? Yani iş ağacı yaş iken eğmekten geçiyor. Yapmayalım. Pipisini temizlik için hastanede kestirelim, anlı şanlı törenlerle kutsallaştırmayalım oğlumuzun uzvunu. Kızlarımıza dünyadaki en önemli görevleri ev işi işlermiş gibi tabular yüklemeyelim.  Her şeyden önemlisi de bu hayatta yegâne mutlu olma yolunun bir erkeğin gelip onları bulmasını bekleyecek âcizane karakterleri kahramanlaştırmayalım. Eğer böyle devam edersek eşitliği asla yakalayamayız. Böylece erkek aldatır, kadın da aldatıldığı halde kurtarıcısı sandığı erkekten kopamaz ve aldatılmaya göz yumar.
Sevgi ve Sağlıkla Kalın.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner172

banner174

banner165

banner181

banner166

banner171

banner149

banner151

banner153

banner182