Röportaj: Fatma Yüksek
Kimdir Seda Günsoy ÇAĞDAN?
15 Ekim 1988 Lefkoşa doğumluyum. Yakın Doğu Üniversitesi Radyo, Televizyon Sinema bölümü mezunuyum. Yaklaşık 7 yıl basın sektöründe çalıştım. Asistanlık ve radyo program sunuculuğu yaptım. Bu uzun geçen sürecin ardından, hep hayalim olan kendi işimi yapmaktayım şuan. Farklı ve marjinal ürünlerin satışını yaptığım bir mağazam var. Onun dışında ise 5 yıldır aktif olarak Kıbrıs Hayvan Hakları Derneği’nde başkanlık görevini sürdürüyorum.
İlk ne zaman bu farkındalık oluştu sende?
Hayvanlarla ilgili ilk ne zaman farkındalık oluştu sorusuna vereceğim cevap sanırım doğduğum andan itibaren olabilir. Biraz da genetik midir bilmiyorum ama ailemizde hayvanlarla arası iyi olmayan ya da sevmeyen kimse yok.
Ben de küçük yaştan beri hayvanlarla iç içe büyüdüm. Onlara göstermemiz gereken sevgi ve saygının ne kadar önemli olduğunu küçük yaşlarda öğrendim. Sanırım 6 7 yaşlarında iken mahallemizde ve sokakta baktığımız kedilerimizin bir tanesine araba çarptı ve onu öldürdü. Kedimin adı Kaplandı. Kaplan desenindeydi tüylerinin rengi O günü hiç unutmayacağım çünkü bir çocuğun elinden en sevdiği küçücük bir canı almışlardı hem de gözünün önünde. O gün karar vermiştim bir gün büyüyünce ona zarar veren kişiden hesap soracaktım Ve büyüdüm. Şimdi onlara zarar veren herkese elimizden geldiğince dernek aracılığıyla hesap sorabiliyoruz ve hayvan sevgisinin ne kadar önemli olduğunu herkese aşılamaya çalışıyoruz.
Mesela neler yapıyorsun, biraz açabilir misin?
İşim oldukça yoğun. Tüm günüm kıyafet çekimleri yapmak onları satışa sunmak ve teslimatlarını yapmak ile geçiyor aslında. Bir de ürün seçimleri oldukça zamanımı alıyor. Ancak yine de tüm yoğunluğuma rağmen günümün bir bölümü de istisnasız hayvanlarla geçiyor. Sokakta baktığımız ve besleme yaptığımız birçok kedi ve köpek var. Bunun dışında ise dernekte ekip arkadaşlarım ile birlikte hergün aktif olarak çalışıyoruz. Sokakta yaşam savaşı veren can dostlarımızı elimizden geldiğince tedavi ettiriyor onlara güzel yuvalar bulmaya çalışıyoruz. Bunun dışında barınak gezileri düzenliyor, hayvan sevgisini aşılamak için etkinlikler yapıyor ve yaralı ya da hasta olan can dostlarımızın tedavi borçlarını ödeyebilmek adına canla başla uğraşıyoruz. Bu yüzden bağışlarınız bizler için çok önemli. Çünkü biz tüm bunları gönüllü olarak yapıyoruz. Kıbrıs Hayvan Hakları Derneği olarak bizlere bağış yapan takipçilerimiz dışında hiçbir yerden maalesef düzenli bir bağış almıyoruz ve oldukça fazla veteriner borcumuz var.
Peki, sokak hayvanları ile barınaklarda yaşayan hayvanlar arasında bir fark var mı?
Sokakta yaşayan hayvanlarla barınakta yaşayan hayvanlar arasında tatbiki fark var. Barınaklar maalesef hiçbir zaman onların istediği ya da tercih ettiği bir yer değil. Sokaklar da öyle. Sokakta özgür olabiliyorlar ancak birçok tehlike ile karşı karşıyalar. Soğuk havalarda barınmak, arabalardan uzak durmak, sıcak havalarda susuz kalmak ya da içinde hayvan sevgisi ve vicdanı bulunmayan insanlardan korunmaya çalışmak sanırım dünyanın en zor şeylerinden biri olsa gerek. Barınaklarda ise bir şekilde karınları doyuyor kalacak yerleri oluyor ancak empati yaparsanız kapalı kafes arkasında sevgiden uzak bir can ne kadar mutlu yaşayabilir ki. Aslında biraz empati yapsak onların ne hissettiğini daha iyi anlayabileceğiz.
Sana göre barınaklar nasıl olmalı?
Keşke barınaklara hiç gerek kalmasa diye düşünürüm hep. Keşke tüm can dostlarımızın, onları seven koruyan kollayan aileleri ile birlikte ailenin bir ferdi gibi yaşama şansı olsa. Barınakların nasıl olması gerektiği ile ilgili sorunuza gelecek olursak bizim bununla ilgili çok güzel bir projemiz var aslında. Umarım bir gün destek veren olursa hayata geçirebiliriz.
Küçük küçük kafeslere nazaran, büyük parkları olan, onların rahatça koşup oynayabilecekleri geniş alanlar ve insanların onları günlük olarak gelip gezdirebilecekleri sevgilerini verebilecekleri tertemiz yemyeşil yerler… Bayağı uzun cevabı olan bir soru bu aslında. Barınak yapmak ya da barınak ile ilgilenmek oldukça zor ve özveri isteyen bir iş. Yüzlerce can’ın sorumluluğunu alıyorsunuz ve bunu en iyi şekilde yapmak zorundasınız. Çünkü onlar da bizler gibi duyguları olan ve her duyguyu bizden daha yoğun yaşayıp hisseden canlılar.
Bu konuda seni kimler destekliyor?
Bu konuda dediğim gibi ailemin tamamı en az benim kadar hayvan sever. Arkadaşlarım da öyle. Hepimizin evlerimizde ye sokakta baktığımız bir sürü can var. O yüzden hepimiz birbirimize hayvanlar konusunda her zaman destek oluyoruz.
Yakın zamanda hayvanlarla ilgili başından başka acı bir olay geçti mi?
Yakın zamanda maalesef bahçemizde baktığımız kedimize araba çarptı ve onu kurtaramadık. Sevgileri kadar acıları da çok büyük…
Canlılar için nasıl bir dünya hayal ederdin?
Canlılar için bence en güzel dünya insansız bir dünya; Biz her ne kadar onları koruyup kollamaya çalışsak da maalesef onları sevmeyen istemeyen ve zarar veren insanlar var. Dünyayı en çok mahveden türlerden biri insan. Doğayı ve hayvanları yok sayarak yaşamına devam eden bu kişiler yüzünden Dünya’nın gördüğü zarar tarif edilemez. Yaşayan her canlıya, hepsine saygı duymak zorundayız. Onlar da bizler gibi bu dünyanın bir parçası ve onların da burada varolma hakları var. Hiç kimsenin bu hakkı ellerinden almaya hakkı yok diye düşünüyorum. Corona virüsten dolayı hepimiz evlerimize kapandık ve bu kısa sürede bile onların doğaya ya da sokaklara çıkarak ne kadar mutlu olduğunu gördük. Lütfen hayvanlara ve doğaya zarar vermeyin. Yaşadığınız yer sizin eviniz ve bu evin parçası da doğa ve hayvanlar. Sevmeseniz de istemeseniz de onlarla bu hayatı paylaşmaya ve saygı duymaya mecbursunuz…