Röportaj: Fatma Yüksek
Sürekli basın kartı sahibi, meslekte 30 yılını geride bırakan, son yıllarda medyadaki dijital dönüşümün öncüleri arasında yer alan Hüseyin EKMEKÇİ ile medya üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Ekmekçi, medyanın sorunlarına dikkat çekerek, özgür gazeteciliğin devamı için Kıbrıs Türk medyasının desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ekmekçi’ye göre, demokrasinin ayakta kalması için medyanın dördüncü kuvvet olarak görev yapması son derece önemli.
Çeşitli medya kuruluşlarında üst düzey görevlerde bulunan Ekmekçi, “Adınızın önündeki müdür kelimesinin gazetecilikte pek bir önemi yok. Ne mutlu mesleği hep muhabir ruhu yapabilenlere. Bir zaman arkamdan, “iyi bir muhabirdi” desinler, bu bana yeter” ifadesini kullandı.
Medya sektörü ve gazetecilik mesleğiyle alakalı sorduk, kendisi de sağ olsun bizi kırmadı ve bütün suallerimizi samimiyetle cevaplandırdı.
Bize kendinizden bahseder misiniz?
Evli, iki çocuk sahibiyim. Gazetecilik dışında bir mesleğim olmadı. Sektörün az sayıda alaylı temsilcilerinden biriyim. Lise yıllarında Halkın Sesi’nde spor ve iç haberler muhabiri olarak başlayan meslek kariyerim, kendimce halen muhabir olarak devam ediyor.
“Gazeteciyim” demek kadar beni mutlu eden bir şey yok. Şu an, Haber Kıbrıs Dijital Medya Merkezi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapıyorum. Ama ben yine, muhabir olmayı seviyorum.
Mesleğe Halkın Sesi’nde 1991’de bölge, 1993’de iç haberler- spor muhabiri olarak adım attım. Ardından 1994- 98 yılında Yenidüzen Gazetesinde muhabir, spor müdürü, gece editörü gibi görevlerde bulundum. 1998’de Kıbrıs Gazetesi’ne köy muhabiri olarak geçiş yaptım. Kıbrıs Medya Grubu’nda Kıbrıs FM ve Kıbrıs TV’nin haber kanalına dönüşmesi sürecinde Radyo- TV ile tanıştım. 2006 yılında Yenidüzen Haber Müdürü, 2008 yılında Kıbrıs Medya Grubu Kıbrıs Yayıncılık Genel Müdürü olarak 1 yıl çalıştım. 2009 yılında ise Havadis Gazetesi’nin ortağı ve yazı işleri müdürü olarak yeni bir adım attım. Gazeteciliğe, girişimciliği de ekledik bir yerde. 9 yılın sonunda ise, medyada dijital dönüşümün öncüsü olan Haber Kıbrıs Medya Grubu’nda çalışmaya başladım. Makamlar gelip geçici, ama muhabirlik kalıcı. Muhabir ruhu ve sevdası ile mesleğime devam ediyorum.
Bu mesleği çocukluğunuzdan beri mi istiyordunuz yoksa şartlar mı öyle gerektirdi?
Enteresandır, bu soruyla daha önce hiç karşılaşmadım. Çok az anlattığım bir duygumu, burada söylemekten çekinmeyeceğim. 1990’lı yılların başında ve ailemin ekonomik koşulları göz önünde bulundurulduğunda, benim üniversite okumam çok kolay değildi.
Lise yıllarında Halkın Sesi Gazetesi muhabiri olarak çalışan çok kıymet verdiğim Ali Baturay ile yolum kesişti. İyi ki de kesişti. Ali abi de mesleğin o dönem alaylısıydı.
Onu izlerken kararımı verdim. Kendime söylediğim, beni bu mesleğe aşık eden sihirli cümle şuydu: Hüseyin, evet üniversiteye gidemeyeceksin ama, öyle bir iş yapacaksın ki, üniversite mezunu gibi olacak.
O meslek gazetecilikti. Bir başka bakış açısıyla, “hayata tutunma savaşımın aracı gazetecilik mesleğiydi…” Hep bu saygıyla mesleğime sahip çıktım.
Üniversite açığımı açık öğretim ve YDÜ’de eğitim alarak daha sonra gidermeye çalıştım ama; ikisi de yarım kaldı. Üniversite bitirme hayalim devam ediyor, ancak mesleğime ayırdığım zamanı en kıymetli zaman olarak düşünmeye devam ediyorum.
Bildiğim kadarıyla muhabirlik, gazetecilik en zor mesleklerden birisi bu zorluğa, ağır şartlara uyum sağlamanız kolay oldu mu?
Kolay bir meslek değil tabii. Hiçbir meslek tam anlamıyla hakkını verdiğiniz zaman kolay değil. Üzerine bir de biz topluma, bize inanan insanlara güven vermek zorundayız. Güven, mesleğimiz için her şeydir.
Ben gazeteci olmaya karar verdiğim andan itibaren hayatımın nasıl olacağını biliyordum. Hayatımdaki herkes de beni gazeteci olarak kabul edip, öyle yanımda yürüdü. Bir gazeteci ile arkadaş olmak zordur. Eş olmak zordur. Anne- babası, kardeşi olmak zordur. Oğlu- kızı olmak zordur. Bu sadece onu az görme ile alakalı da değildir. Gazetecilik aynı zamanda bir dik duruştur. Bu herkesi mutlu etmeyebilir. Farklı beklentileri olabilir.
Ağır şart, sadece çok çalışmak değil. Aynı zamanda gazeteciliğin gerektirdiğini de yapmaktır. Şimdiye kadar buna uygun davrandığımı düşünüyorum. Bundan sonrası için de Allah utandırmasın, karakterimiz neyse, öyle devam edeceğiz.
İş haricinde kendinizi mesleki olarak geliştirmek için neler yapıyorsunuz? Kitap okumaya vaktiniz oluyor mu?
Kitap okumak, kendimizi geliştirmenin en önemli yolu. Feyza Hepçilingirler, Türkçe OFF, benim için bu mesleği bir şekilde yapmak isteyen herkesin başyapıtı olmalı. Düzgün Türkçe yazımı, kullanımı son derece önemli.
Devamında, teknoloji gelişiyor ve teknolojik gelişime ayak uyduramayan herkes, bu mesleğin dışında kalmaya mecbur kalacak.
Dünyada gelişen tüm yeni medya araçlarını da yakından takip ederek, halka ulaşmada kullanmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu da düşünüyorum.
Halkın gözündeki gazeteci profili ile gerçek dünyadaki gazeteci arasındaki farklar neler?
Maalesef en üzüldüğüm noktalardan biri de bu. Ülkemizde gazeteci dendi mi, paraya kolay ulaşan, siyasinin gölgesinde, işadamının beslemesi gibi bir algı var. Böyle gazetecilik yapanlar yok mu? Var tabii ki. Mesleği gazetecilik olmayan ama bu mesleğin etkisini kullanarak siyaset yapan, siyasete göz kırpan, yanlış algı yayarak, lobicilik yapan, hak etmediği paralar kazanan…
Ama, ben biliyorum ki, mesleğin onuruna sahip çıkanların sayısı çok daha fazladır. Sadece gazetecilik yapan, maaşı düşük, normal ya da normalin üzerinde olan ama fazlasında gözü olmayan arkadaşlarımız, meslektaşlarımın sayısı çok daha fazladır.
Bu benim ülke gazeteciliği adına en çok gurur duyduğum noktadır.
Peki; vatandaşlar bu ayrımı yapıyor mu?
Biz, zaten işimizi vatandaşa yönelik yapıyoruz. Hiç kimseden daha akıllı değilim ben. Daha açıkgöz ya da daha kurnaz da değilim. İnsanları kandırabilirsiniz ama, bir kere.
Size gazeteci muamelesi yaparlar ama arkanızdan gülerler. Allah beni bu duruma düşürmesin.
Güven üzerine bir emek veriyoruz. Bu güveni kaybettiniz mi, bir daha kazanmanız kolay değildir.
Eksiklerimiz neler?
Medyanın ciddi bir ekonomik sorunu var. İstihdam anlamında medyaya emek verenlerin sayısı hızla azalıyor. Ucuz işgücü kaygısı ile medyadaki kalite düşüyor.
Medyaya gerçek anlamda emek veren bir çok kardeşimiz emeğinin karşılığını alamıyor. Yatırımları yapılamıyor. Emeklilik sorunu yaşıyor. Hiç istemesem de, bu anlamda bir devlet desteğinin sağlanmasına geç de olsa ikna oldum.
Siyasetin kaynak aktardığı bir alanın siyasetin emrine de girmesi de olasıdır. Ancak, dar piyasa koşullarında medya kuruluşlarının sadece piyasadan reklam alarak ayakta kalması imkansız gibi. Bu da, kara paracıların medyaya para akıtmasına, ahlaki erozyona, siyaseti medya üzerinden çarpık- çurpuk yönetmesine neden oluyor. Üzülerek izlediğim noktalardan biri de budur. 30 yılı geride bırakınca, kimin, neyi neden yaptığını da görebiliyorsunuz.
Öncelikle bize kıymetli vaktinizi ayırdığınız ve sorularımıza samimi bir şekilde cevaplar verdiğiniz için teşekkür ederiz. Başarılı röportajlarınız ile mesleğe yeni bir soluk getirdiniz. İstikrarlı bir şekilde emek vermeye devam etmenizi dilerim. Bu güzel röportaj için ben size teşekkür ederim.