Röportaj: Fatma YÜKSEK
Yıllardır çağdaş sanat sektörünün içinde bulunduğunuzu biliyorum ve sizi bugüne ulaştıran köşe taşlarını konuşmak istiyorum. Öncelikle nasıl bir eğitim aldınız?
Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü ve Lefke Avrupa Üniversitesi Yüksek Lisans Başkent Üniversitesi Resim Analizi ve Psikolojik Testler, Çocuk Ruh Sağlığı, Özel Eğitim Eğitimi, Pedegoji, İşaret Dili Eğitimlerimle Sanat ve iyileştirici gücünü nasıl harmanlarım telaşıyla mesleğime yön veriyorum, her şeyden önce aslında SANATLA dolu bir yaşam ve sanattan alınan güç ile SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ’nü özel gereksinimli/dezavantajlı bireylerin toplumda sesi olmak adına adanmış bir hayat...
Denemeler tadında interaktif yayın yapan classmagazin.com da yazarlık yapıyorum her ayın rengi konseptiyle...
KARİYERİNİZ NASIL BAŞLADI?
Üniversiteden sonra Türkiye’de mutfak banyo kapı üreten ailemin oluşumu olan bir ahşap fabrikasında ürün tasarım geliştirme ve pazarlama departmanı yöneticiliği ile dünyanın bir çok yerine birçok ünlü ismin evine yaptığımız mutfaklar ile başladı ancak sanat öyle bir aşk ki fabrikada da boş bırakmadı beni aslında onca mutfak,kapı,banyo dolabı tasarlamakta bir anlamda sanat tı ;çünkü kreatif bir bakış açısıyla çizdim her tasarımımı birer sanat eseri gibi işledim hepsini ama içimdeki çocuk susmuyordu... Seramik atölyemde yaptıklarım da yetmiyordu başkalarına da bulaştırmalıydım sadece benim olmamalıydı “SANAT BULAŞMALI “Bir gün şehrin sanat ve kültür merkezinde bir sergiyi gezerken gelen misafirlerin hep aynı tanıdık yüzler olması; protokol ve sanat sever tabir edilen ya da arkadaşlar ve ailelerden oluşması, bistrolarda buluştuğumuz insanların aynı yüzler olması içimi acıtıyordu, sanat bu kadar dar alanlarda sadece bazı insanlara hizmet etmemeli diye düşünüyorum o yüzden sokak sanatcılarını ve sokak sergilerini çok sever ve sayarım herkesindirler çünkü...Bu sebeple fabrikada öğlen aralarında üretimde çalışan emekçilerimize boş zamanlarında sanat yapmak ister misiniz diye sordum şaşkınlıkla ve mahcubiyetle biz sanattan ne anlarız diyenler oldu yaptıkları işin sanat olduğunu farkında bile olmayanlar vardı aralarında...“EBRU SANATI YAPALIM MI “ dedim. Her gün yarım saat ne dersiniz? bana uyar diyenler, gülenler ,ya Pınar hanım rezil etme bizi diyenler...Performans geliştirme adı ile bu projemi/hayalimi hayata geçirdim... Yarım saatle başlayan proje özel izin saatlerine döndü 1 ayın sonunda 99 eser (sergi için seçtiklerimiz) 49 u benim diğerleri çalışanlarımızın emeği eserler hazırladığım bir sürpriz ile (fabrikada sergileyeceğimizi düşünüyorlardı) şehrin en büyük kongre ve sergi salonunda Sn. Yılmaz Büyükerşenin açılışını yaptığı komutanların,kurumların eşlik ettiği ve daha anlamlısı gelirini TEGEV e bağışladığımız kendileri ile gurur duyacakları ailelerininde bu gururu paylaştığı kıymetli bir sergiyi gerçekleştirdik. Düşünsenize yaşam telaşesinde evden işe koşturan emekçilerim belki hayatlarında ilk defa bir sergiye gittiler ve o da KENDİ SERGİLERİYDİ aileleri, gelenler beğeniler, şöyle çekilip baktığımda ... SANATLA GURUR duydum... Bu arada da hem kendi adıma, ebru, resim seramik çalışmaları yaparken bir yandan da ,sosyal sorumluluk projelerinde de gönüllü olarak yer alıyordum özel gereksinimli bireyler/çocuklar, dezavantajlılar, yaşlılar, kimsesizler için eğitimler meslek edindirme programlarında çalışıyordum ama SANAT tek başına bana yetmedi onlara daha bilinçli yaklaşabilmek adına eğitimlerime devam ettim hala da devam etmekteyim öğrenmenin sonu yok çünkü.Bir proje için Kıbrıs’a davet edildim 2016 yılından beri burada özel gereksinimli bireyler için elimden geldiğince sanatsal beceri ve terapi olan sanat eğitimlerim devam ediyor Engelsiz Yaşam Evi projesinin sanat danışmanı ve atölyelerinin proje danışmanlığını yapıyorum,Evkaf iyilik gönüllüsü olarak Güzelyurt iyilik evinde anne baba çocuk sanat etkinlikleri, workshoplar, Kalkanlı Yaşam Evinde kıymetli büyüklerimizle sanat terapi seansları ile “SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ “nün mutluluğuna imza atıyorum her gün gardrobuma asıyorum ufak ufak mutluluk dolu başarıcıkları...
Sanat danışmanlığı nedir?
Bir çok merkez yaşam evi vakıf ve federasyonda sanat danışmanlığı yapıyorum anlamı şu ;bu oluşumların ortak amacı bu bireylerin ve ailelerin toplumla aralarında köprü olmak,bizde varız bizde yapıyoruz ,fırsat verildiğinde sevgi saygı ve ilgi ile başarıyoruz seslerini duyurmak...Bu anlarda da iş bizlere düşüyor verdiğimiz eğitimler kişisel özelliklerine göre engel derecelerine göre neyi ne kadar ve nasıl yapabileceğini belirlemek yöntem ve uygulamayı atölye ortamlarının düzenlenmesine kadar koordineli iş birliği içinde işin içinde kim varsa en faydalı nasıl olunabiliriz kısmında ,yıl sonu sergi dizaynlarına kadar işin içinde olan insanlardır bu anlamdaki Sanat Danışmanları.
Sanat danışmanı kı̇mlerı̇n ı̇htı̇yacına cevap verı̇yor?
Az önce de bahsettiğim gibi bizler kurumlar aile ve toplum arasında köprüyüz, sessiz üniversiteler, merkezler, vakıflar projelerinde, ki bir çoğu meslek edindirme programlarıdır, benim tercih ettiklerimde bu yönde olan projelerdir, asla kimsenin kişisel reklamı olarak ne o insanları ne de kendi mesleğimi kullandırmam yani gel özel gereksinimli bireyler için bir şeyler yapalım diyen her kurum kişi vb ile çalışmıyorum suistimale çok açık hassas bir durum çünkü amaç çok önemli özellikle çocuklar kadınlar yaşlılarımızı ayrı önemsiyorum .
Danışmanlık sürecı̇ nasıl ı̇şlı̇yor?
CEVAP: Bu soruyu gülümseyerek cevaplıyorum çünkü şimdiye kadar hiç bir projede sadece proje danışmanı olarak kalmadım hep bir adım sonrası oldu eğitimci kimliğimle devam ettim taleb ve ihtiyaca cevap bunu gerektirdi çünkü ve galiba birazda fazla mükemmeliyetçiyim her projemi çok benimsiyorum, sanki bilgilerimi sanatsal birikimimi ben aktarmasam yarım bırakmışım gibi hissine dayanamıyorum yani bir yemek tarifi gibi malzemenin en iyisini, tencereyi seçip, ölçüleri de bu tarifide bu diyemiyorum o yemeği yapmalıyım. Verdiğim eğitimde de felsefem bu “Balık yapmayı değil önce tutmayı öğretmek”
Sanat sektörünü çalışmak açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Sanatla karnınız doymaz ama ruhunuz doyar, çok param olup bomboş bir insan olacağıma ürettiklerimle mesleki yaşanmışlıklarımın birikimiyle yüzlerce insan biriktirmekle çok zenginim... Şaka bir yana insanlar sanatı ucuza alma derdindeler evlerine binlerce dolara ayna vb alan biri sizin el emeğiniz için pazarlık yapıyor hatta daha acısı güç ve haz peşinde olan bir grup da var onlar çok sanat sever bildiğiniz gibi değil onlarda eserlerimize hak ettiklerini verebilenler ama aldığı eserin yüzüne bile bakmadan sadece bunu şu kadara aldım demek için ne acı dimi.
Ama yine de söylüyorum sanatçılar çok zengin insanlardır “BU MUHTEŞEM OLMUŞ” cümlesinin maddi hiç bir karşılığı yok inanın bana. Çalışma alanlarına gelince akademik kariyer yapabilirsiniz, öğretmenlik, sanatı aktarmanın en güzel yolu, kendi atölyenizi açıp hem eğitim verip hem üretebilirsiniz şansınız bol olsun diyebilirim sanat yolunu seçmiş herkese...
Sektörün gidişatı, geleceği hakkında yorumlarınız neler?
Bu sorunuza artık içinde bulunduğumuz pandemi süreci ile şu an için cevaplamak en doğrusu diye düşünüyorum.
Sanat sağaltıcı bir etkiye sahiptir ve duygusal bir ihtiyacı karşılar; bu nedenle de vazgeçilmezdir.
İnsanlık tarihinin içinden geçtiği bu zor dönemde yaratıcı sektörlerin ve tüm bileşenlerinin hayatta kalabilmesi için dünyanın farklı coğrafyalarında açıklanan tedbirler, yaratıcılığa ve sanatın iyileştirici gücüne duyulan ihtiyacın giderek daha da artacağının sinyallerini veriyor. Ülkelerin kültür yönetimi modelleri uyarınca geliştirilen politikalar ve ekonomik imkanlar doğrultusundaki destek paketleri, bir yandan kültür-sanat sektörünün güç kaybetmeden devam etmesine yardımcı olurken diğer yandan evlere kapanılan bu dönemde insanlara şifa olacak yaratıcı programların farklı şekillerde devam etmesine aracılık ediyor.
An itibarıyla gidişata dair gerçekçi bir tahmin yürütmek zor olmakla birlikte, bu süreçte dile getirilen çeşitli senaryolar arasından iyimser olanlarına odaklanarak plan yapmanın, gezegenimizin geleceği açısından elzem olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda, kültür ve sanat dünyasında özellikle “sürdürülebilirlik” konusunda yeni yaklaşımlar, politikalar ve dönüştürücü pratikler üzerinde düşünmenin de tam zamanı.
Öte yandan, hepimizin insanlığın bir parçası olarak birbirimizle bağlı olduğumuz gerçeğini daha çok hissettiğimiz sosyal mesafeli bu günlerde, uluslararası işbirliklerine de dijital ağlar ve platformlar aracılığıyla kurulacak yeni bağlara da her zamankinden daha çok ihtiyacımız olacağını düşünüyorum. En temel özelliklerinden biri insanları bir araya getirmek olan kültür-sanat alanı bu koşullar altında çok zor bir dönemden geçse de, yeni ve yaratıcı çözümlerle kendi geleceğini de şekillendirecektir Karantinadaki Ülkelerdeki insanların balkonlara çıkıp birlikte şarkılar söylemeleri,Youtube kanalında yayımlanan belgeseller,konserler birçok uluslararası müzeler kapılarını sosyal platformlarda açtılar ve izlenme oranları çok yüksek olması da bu ihtiyacın bir sonucu.
AMA BEN SANATIMA DOKUNULMASINI SERGİLERİMDE GÖZ GÖZE OLACAĞIM KULAĞIMA TEBRİK EDERİMLERİN,SEVDİĞİM İNSANLARIN SENİNLE GURUR DUYUYORUM sözlerinin canlılığında yaşamak istiyorum yinede...
Son olarak bu alanda kariyer yapmak isteyen birine önerileriniz ne olur?
Güncel olmak dünya sanatını sanatçıları takip etmek araştırmak Tavsiyelerin ağırlığını ölçerken, tavsiye verilen alanın ne kadar hızlı bir değişim gösterdiğini dikkat almak gerekli. Yani, Maraş dondurması yapmanın inceliklerini öğreniyorsanız tavsiyede bulunan ustayı can kulağıyla dinlemek ve yeri geldiğinde öğütlerini birebir uygulamak doğru olabilir. Nihayetinde iyi bir Maraş dondurması yapmak yıldan yıla değişiklik gösteren bir beceri değil. Hem öğrenilecek çok şey var hem de tavsiyelerin geçerliliğini yitirmiş olmaları riski yok. SANAT ve İNSAN birlikteliği çok farklı içinde her şey var güncel olmak zorundasınız... Çalışmak çalışmak çalışmak .. Aynada baktığınla gurur duyulacak işler yapmak ve SANATINIZI benim gibi İNSANLIĞIN YARARINA SUNACAKSANIZ,SABIR ,ANLAYIŞ,HOŞGÖRÜ,VİCDANINIZIN FIRÇASI NOTASI,RİTMİ,RENGİ OLSUN KALBİNİZE ÇIKSIN TÜM YOLLAR ....