Metropolitan Gazetesi
banner183
Mobil   Metropolitan Gazetesi, Güncel Zengin İçeriği İle Dünyadan En İlginç Haberleri Okuyucuları İle Buluşturuyor.   Mail. [email protected]
Güncel:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Röportaj: Fatma YÜKSEK

Elif Erdem; sanatını, bilgisini, kökenlerinin dayandığı toprakların sunduğu güzellikleri mücevherlerine aktaran genç bir tasarımcı. Tarihten, doğadan, mitolojiden aldığı ilhamı sanatıyla buluşturup mücevher haline getiren ve bunu ‘Iliria Jewelry’ koleksiyonları eşliğinde nesillerden nesillere aktarılacak bir sanat eseri olarak sunan Erdem, mücevheri sadece tasarlayıp üretmekle kalmıyor aynı zamanda yaşıyor. Erdem yaptığı tablolarında aynı mücevherlerinde ki gibi köklerinden ve atalarının mirasından esinlenerek, 13-14 yy. balkan kıyafetlerini hiper realist formlarla çiziyor. Sohbeti enerji, bir o kadar da bilgi doluydu. Özellikle sanat konusundaki bilgisi ve tasarımları hakkında cesur, iddialı tarzı, sohbeti güzelleştirdi.
   
Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Sanatla ilişkiniz nasıl başladı?
Üç yaşında annemin keşfi ile başlayan yolculuğum boyunca Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde eğitim aldım, ardından Royal Academy London’da plastik makyaj okudum. Sonrasında St. Petersburg’da mücevher eğitimi ile yolculuğum şimdilik son buldu.


“Resimlerde bir var oluş hikâyesi sunuyorum"
Önce resim sanatında, sonrasında da mücevher tasarımı alanında kendinizi ortaya koydunuz. Resimlerinizin ana teması nedir?
Amerikan realizm akımından esinlenerek geleneksel Türk motiflerini tuvale yansıtıyorum. Gerçek üstü diye adlandırılan bu teknikle hayattaki farklılıklar üzerine eğiliyorum. Amacım, modern zamanlardaki farklılıkların geçmişe dayalı bir sorgu olduğuna ve öykünme süreçlerine dikkat çekmek. Tüm kompozisyonları bütünden detaya yapılan bir var oluş hikayesi olarak sunuyorum. Meselâ, resimlerimdeki kumaş detayları 12., 13. ve 14. yüzyıl kadın elbiseleri, saray mücevherleri...
   
Resim sanatından mücevher tasarımına geçiş yaptınız ve 2016 yılında mücevher atölyenizi kurdunuz. Mücevher tasarımına geçiş süreciniz nasıl oldu?
Aslında aileden gelen bir yetenek. Yıllardır yapmayı planlıyordum, uygun zamanı bekledim. Ben yarı Arnavut, yarı Boşnağım. Üç kuşaktır ailemin devam ettirdiği mücevher serüvenine yeni bir bakış açısı katarak farklı ve bir o kadar da sanatla iç içe yapısı ile Nurosmaniye’deki butik atölyemde adım attım.

   
“Heykelvari mücevher”
Tasarımlarınızı yaparken nelerden ilham alıyorsunuz?
Tarih, mitoloji, doğa, sanat, din ve hayatın kendisinden ilham alıyorum. Renklere olan tutkumu mine sanatıyla birleştiriyorum ve bu yönde tasarlıyorum.
   
Takı ve mücevher tasarımı son dönemde oldukça revaçta. Sizin mücevher tasarımlarınızı benzerlerinden ayıran ve özel kılan tarafları nelerdir?
Öncelikli olarak mücevherin üzerindeki minenin tekniği ve işçilik diyebilirim. Çünkü bizde ürünlerin gramajları hem ağır hem de elde yapıldığı için benzerleriyle göre gözle görülür bir fark var.

İlk tasarladığınız mücevher koleksiyonunun belli bir hikâyesi var mı?
Iliria Adriatic koleksiyonunun hikâyesi Arnavutluk’tan geliyor. Iliria, Milattan Önce 2. Milenyum’da, Bronz Çağı ile Bakır Çağı arasındaki dönemde Arnavutluk’un ismidir. Iliria, anaerkil ve savaşçı bir toplumdur. Biz Arnavut kökenli bir aileyiz ve bizim için Adriyatik Denizi çok kıymetli. Tasarım aşamasında Adriyatik Denizi’ndeki resiflerden ve canlılardan ilham aldım. El işçiliği ve her bir üründen sadece 10 adet olan koleksiyonda, doğal taşlar ve yarı değerli taşlar birleştirildi. Ben, tasarımlarıma “heykelvâri mücevher” diyorum. Yıllar sonra antika değeri taşıyacak parçalar üretiyorum. Çünkü mücevher özel ve tek olmalı. Hatta “kişiye özel” tasarımlarımda kişinin hayatından, burcundan alıntılar yapıyorum.
       
Biraz da tasarımlarınızı kullanacak kadından bahsedelim… Nelerden hoşlanır, hayattaki amacı nedir? Modayla ve sanatla ilişkisi nasıldır? Bize o kadını anlatır mısınız?
Iliria kadını dinamik, güçlü, fark yaratmasını seven bir kadın. Farklı, kimsede olmayan, hatta kişiye özel ürünleri tercih ediyor. Kullandığı ürünün sanatsal ve mücevher niteliğinde olmasını önemsiyor. Torunlarına saklayabileceği ürünleri tercih ediyor.


Yakın zamanda ülkenizi uluslararası sularda Yunanıstan Selanik de düzenlenen ART THESSALONIKI CONTEMPORARY de tablolarınız ve muveherlerınızle temsil ettiniz bizlere duygularınızdan bahseder misiniz?
Öncelikle çok guru duyduğum ve uluslararası sanatçı olmanın ilk adımı attığım için çok mutluyum. Fuar da BİLLY ZANE ve birçok ünlü sanatçı ile birlikte zaman geçirip onların övgülerini duymak onur vericiydi.
   
Yakın zamanda çıkarmayı düşündüğünüz veya üzerinde çalıştığınız yeni bir koleksiyon var mı? Veya bir serginiz var mı, Biraz ipucu verebilir misiniz?
Yazın bodrum da bir sergi planınız vardı fakat corona şartlarından dolayı ertelemek zorunda kaldık, umarım bu zor süreç ülkem ve yavru vatanımız Kıbrıs için kolaylıkla çözüm bulur.

   
KIBRIS ı çok sevdiğinizi biliyoruz ve burada sanatınızla sizi görmek isteriz. Bunun için bir çalışmanız var mı?
Kıbrıs benim ikinci vatanım ve ilham kaynağım. Önümüzde ki kış ayları için bir projem var.
   
Çevrenize ve dünyadaki sosyal gelişmelere karşı oldukça duyarlı bir yapınız var. Bu corona günleri hakkında ki düşünceniz nelerdir?
Öncelikle herkesin evinde sabırla kendini izole etmesini söylemek isterim. Vatandaşlarımızın mağdur olmadan ve yaşam şartlarının altında zorluk çekmeden bu durumu atlatmasını temenni ediyorum. Devletimizin halkının yanında olacağına inanıyorum ve bu sureci en az zararla atlatacağımızı inanıyorum.
     

Anahtar Kelimeler
Metropolitan
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner172

banner174

banner165

banner181

banner166

banner171

banner149

banner151

banner153

banner182

Demet Akalın, "Virüse karşı vücuda dezenfektan...
Demet Akalın, koronavirüsün yok edilmesi için vücuda ışın verilmesini ya da dezenfektan enjekte edilmesini...

Haberi Oku